6 Ekim 2026, İstanbul’un işgalden kurtuluşunun 103. yıl dönümü. Tarihin merkezinde, Şükrü Naili Paşa komutasındaki Türk birliklerinin 6 Ekim 1923’te şehre girişi bulunuyor. Ancak bu günün anlamı yalnız bir törenle açıklanamaz. 1918’de başlayan işgal, Anadolu’daki Millî Mücadele, Ankara’da oluşan siyasi merkez ve Lozan’daki diplomatik süreç birlikte düşünüldüğünde 6 Ekim’in neden bir dönüm noktası olduğu daha açık görülür. İstanbul Valiliği Atatürk kronolojisi.
Birinci dönemeç: 1918’de başlayan fiilî işgal
Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı sonunda 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzaladı. 13 Kasım’da İtilaf donanması İstanbul önlerine geldi. Şehirdeki yabancı askerî varlık, yönetim ve gündelik yaşam üzerinde giderek daha belirgin bir denetim kurdu. Bu dönemi araştıran Zekeriya Türkmen’in çalışması, 13 Kasım 1918 ile 16 Mart 1920 arasındaki uygulamaları ayrı bir inceleme konusu olarak ele alıyor. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi: İstanbul’un İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar.
Buradaki “fiilî” sözcüğü önemlidir. İşgalin etkisinin başlaması ile daha sonra resmî biçimde ilan edilen işgal aşaması aynı tarih değildir. Bu nedenle bazı metinlerde 1918, bazılarında 1920 görülmesi tek başına bir çelişki sayılmaz. Yazarın hangi aşamayı tarif ettiği okunmalıdır. Şehrin tarihini tek bir başlangıç ve tek bir bitiş cümlesine sıkıştırmak, aradaki siyasi değişiklikleri görünmez kılar.
İkinci dönemeç: 16 Mart 1920 ve Ankara’daki yeni merkez
İstanbul, 16 Mart 1920’de resmen işgal edildi. Millî Savunma Bakanlığı’nın Millî Mücadele anlatımı, bu tarihi mütareke döneminde başlayan yerleşimin sonraki aşaması olarak kaydediyor. Aynı dönemde millî iradenin yeni siyasi merkezi Ankara’da şekillendi; Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de açıldı. Böylece Millî Mücadele’nin yönetimi, işgal altındaki başkentten farklı bir merkezde kurumsal bir yapıya kavuştu. MSB: Millî Mücadele Dönemi.
Bu gelişmenin İstanbul açısından anlamı, şehrin kaderinin yalnız şehir içindeki gelişmelerle belirlenmemesidir. Anadolu’da alınan askerî ve siyasi kararlar, İstanbul’un geleceğine de etki ediyordu. TBMM’nin kuruluşu, bağımsızlık mücadelesinin kim adına ve hangi merkezden yürütüldüğü sorusuna bir cevap oluşturdu. Bu kurumsal aşamanın ayrı hikâyesi için 23 Nisan ve ulusal egemenlik yazısı okunabilir.
Üçüncü dönemeç: askerî başarıdan müzakereye
1922’deki Büyük Taarruz ve Büyük Zafer, Millî Mücadele’nin askerî dengesini değiştirdi. İstanbul’un kurtuluşuna giden yolu yalnız 1923 sonbaharından başlatmak bu bağlantıyı koparır. Anadolu’da kazanılan sonuçların, barış düzeninin kurulacağı görüşmelerde siyasi karşılık bulması gerekiyordu. Atatürk Ansiklopedisi’nin Lozan maddesi, askerî başarının uluslararası kabulü ve yeni devletin temsili arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Atatürk Ansiklopedisi: Lozan Barış Antlaşması.
Bu yüzden 30 Ağustos ile 6 Ekim’i birbirinden kopuk iki anma günü gibi okumak eksik olur. İlki savaşın askerî sonucunu, ikincisi İstanbul’daki işgalin sona ermesiyle oluşan egemenlik değişimini hatırlatır. Aradaki diplomasi, tarihin yavaş işleyen fakat belirleyici bölümüdür. Askerî aşamanın ayrıntıları için Büyük Zafer ve 30 Ağustos dosyasına geçilebilir.
Dördüncü dönemeç: Lozan ve İstanbul’un tahliyesi
Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalandı. İstanbul’un boşaltılması, barışın uygulama aşamasının önemli konularından biriydi. Tahliye sürecini inceleyen tarih çalışmaları; görüşmeler, protokol, birliklerin çekilmesi ve devir işlemlerinin ayrı adımlar olduğunu gösteriyor. Bir antlaşmanın imzalanması ile bütün hükümlerinin sahada tamamlanması aynı anda gerçekleşmez. Atatürk Araştırma Merkezi: Lozan Barış Konferansı Sürecinde İstanbul’un Tahliyesi.
Bu ayrım, ekim başında geçen farklı tarihleri anlamayı da kolaylaştırır. Tahliye töreni, birliklerin hareketi veya Türk ordusunun şehre giriş günü farklı olayların tarihleri olabilir. Bir kaynakta geçen tarihi başka bir olayın yerine koymadan önce, o tarihte tam olarak ne olduğuna bakmak gerekir. Şehirden çekilme sürecinin ayrıntılarını tartışmak ile kurtuluş gününün neden 6 Ekim olarak anıldığını açıklamak aynı soru değildir.
Beşinci dönemeç: 6 Ekim 1923 ve sonrasındaki siyasi düzen
Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu’nun İstanbul’a girişi, işgal döneminin sona ermesini şehir ölçeğinde görünür hâle getirdi. İstanbul’un kurtuluş günü bu nedenle 6 Ekim’le anılır. İBB’nin geçmiş yıl dönümü anlatımı da anmayı bu girişle ilişkilendiriyor. Burada önemli ayrıntı, kurtuluşun son aşamasının bir cephe savaşından ziyade askerî ve diplomatik sürecin tamamlanması olmasıdır. İBB’nin İstanbul’un kurtuluşuna ilişkin tarihsel anlatımı.
Şehrin kurtuluşunun ardından 13 Ekim’de Ankara’nın başkent oluşu, 29 Ekim’de Cumhuriyet’in ilanı geldi. Bu sıralama, İstanbul’un kurtuluşuyla Cumhuriyet’in ilanının aynı gün olmadığını gösterir. Ankara’nın başkent seçilmesi, İstanbul’un tarihî ve kültürel öneminin ortadan kalkması anlamına da gelmez. Yeni devletin siyasi merkezi ile ülkenin büyük şehirlerinin rolleri farklı düzlemlerde değerlendirilmelidir. Atatürk Ansiklopedisi: Ankara’nın Başkent Oluşu.
6 Ekim ile 29 Mayıs neden karıştırılmamalı?
29 Mayıs 1453, İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethinin tarihidir. 6 Ekim 1923 ise Birinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan işgal düzeninin sona ermesini anlatır. İki gün aynı şehrin geçmişine aittir, fakat aktörleri, koşulları ve sonuçları farklıdır. Birincisini diğerinin yerine kullanmak, yüzyıllar arasındaki tarihsel bağlamı siler. İstanbul’un uzun tarihini anlamak için her olayı kendi döneminin soruları içinde okumak gerekir.
Bir yıl dönümünü kaynaklarla nasıl okuyabiliriz?
Kronoloji, bir olayın hangi sırada yaşandığını gösterir; tek başına neden yaşandığını açıklamaz. Araştırma makalesi ise belgeleri karşılaştırarak olaylar arasındaki ilişkiyi tartışabilir. Anma metinleri de toplumun geçmişi bugün nasıl hatırladığını gösterir. Bu üç kaynak türünü birlikte kullanmak yararlıdır, ancak görevlerini birbirine karıştırmamak gerekir. Bir tören konuşması, dönemin bütün ayrıntılarının arşiv belgesi olarak değerlendirilmemelidir.
103. yıl dönümünde 6 Ekim’i anlamlı kılan, yalnız geçen yıl sayısı değildir. İşgalden egemenliğe geçişin savaş, siyaset ve diplomasiyle nasıl tamamlandığını görmek, tarihin tek kahramanlık cümlesine sığmayacak kadar çok aşamalı olduğunu hatırlatır. İstanbul’un kurtuluşu, bu aşamaların şehirde karşılık bulduğu tarihtir.